gelişim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
gelişim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Ağustos 2017 Pazar

YAŞAM KOÇUNDAN TAVSİYELER


       -      Bir aziz olmaktan vazgeç. Yapabileceğinden daha fazla iş veya görev yüklenme.

-          Sadece sevdiğin şeyleri yap.

-          Karaya oturduğunu hissediyorsan, işe güverteyi boşaltmakla başla. Örneğin, temizlik yap. masanı veya giysi dolabını düzenle.

-          Neye ihtiyacın varsa söyle! Herkes medyum değil.

-          Harika insanları yaşamına çekmek istiyorsan şu an sahip olduğun ilişkileri temizle. Eğer ilişkilerin seni strese sokuyorsa bırak gitsin.

-          Bir şeye ihtiyacınız yoksa o şey kendiliğinden gelir.

-          Açık ol! İstediğin şey sana gelir.

-          Kendini ne zaman huysuz ve sinirli hissediyorsan,o ihtiyacın giderilmemiş demektir.

-          Bir şeyi talep etmek, her şeyi mahvetmez.

-          Açık ol! İstediğin şey sana gelir.
     
          -          Sizi koşulsuz seven aile ve yakın arkadaşlar olmadan başarıyı çekemezsiniz.

-          Bizi seven kimse yoksa, biz de kendimizi sevmeye son veririz.

-          İnsanlar kendilerine kolay gelen şeyin, herkese kolay geldiğini düşünürler.

-          Sana doğal ve kolay gelen şeyleri yapıp iyi şeylerin sana gelmesine izin ver.

-          Sadece başla , küçük bir adımla da olsa!

-          Dinlenen bedenin eğilimi, dinlenme halinde kalmaktır.

-          Daha çok değil, daha akıllıca çalış.

-          Yaşamın anlamı mücadele değildir.

-          Nezaketin bir maliyeti yoktur, ama her şeyi satın alır.

-          Murphy Kanunu: Eğer hazırlıklıysan, bir şey olmayacaktır. Yine de olursa, bırak olsun, en azından hazırlıklısın.

-          Kendinize daha çok özen göstermeye başladıkça, hem siz daha çok değerli olduğunuza inanmaya başlarsınız hem  insanlar da aynı şeyi yapmaya başlayıp size özen gösterirler.

-          Başarıyı  çekmek istiyorsan, kendini ilk sıraya koy. Kendine özen göstermeyen başkalarına da özen göstermez.

-          Olumlu mutlu şeyler düşünerek uykuya dal. Ertesi gün olumlu olursun.

-          İnsanlar umutsuzluğu bir kilometre öteden sezerler ve sizden kaçarlar

-          Kendinizi iyi hissetmeniz için yapacağınız her şey, dünyayı ve başarıyı size çekecektir.
      
   -          Evin seni gençleştirmeli ki ertesi gün yeniden enerjin olsun.
  -           En iyi durumda olmak için kendini bitkilerle kuşat.
-            -     Gözlerinizi önünüzdeki yoldan ayırmayın. Bedeniniz gözlerinizi izleyecektir.
-             -     Odaklandığınız şey genişler. Olumsuzluğa odaklanırsanız, onu hayatınıza çekersiniz. Benzer, benzeri çeker.

4 Ağustos 2017 Cuma

PARA SIKINTISI ÇEKMENİZİN NEDENLERİ


        Para sıkıntısı çekmenizin
nedenleri neler olabilir? Kredi
kartları mı? Arkadaşlar mı, aile mi?
Alışveriş bağımlılığı mı? Ya da
alkol, sigara vb. bağımlılıklar mı?
Bağımlılıklarına, aile ve
arkadaşlarına ve hatta kendine
HAYIR diyemiyorsan, karşılanmamış duygusal gereksinimlerin
vardır. Bu duygusal ihtiyaçların neler? Size ihtiyaç duyulması mı?
Fark edilmek mi istiyorsunuz? Hükmetme ve yönetme isteği mi?
Sevilme ihtiyacı mı? Şefkat görmek mi istiyorsunuz? Size kimlerin
şefkat göstermesini  ve ne yapmalarını istiyorsunuz? Çevrenizden,
yani ailenizden, anne- baba, kardeşlerden veya diğer yakın
bulduğunuz akraba fertlerinden ya da arkadaşlarınızdan yardım
isteyin. Yardım istemek utanılacak bir şey değil. Hele günümüzde
internette yüzünü bile görmediğiniz yüzlerce arkadaşınız varsa.

1-      Onlardan 1-2 ay boyunca hemen her gün sizin hatırınızı sormalarını isteyebilirsiniz?

    2-      Aile üyeleri hatırınızı sorup sizi sevdiklerini söylesin. Uzaktalarsa, telefon ederek veya e- maille.


3-      Haftada 1-2 kez kendinize kese veya masaj yapabilir,
paranız yetiyorsa bunları yaptırabilirsiniz.


4-      Kendinizi ve çevrenizi sizi mutlu edecek şeylerle kuşatın.


5-      Neye ihtiyacınız varsa söyleyin! Herkes medyum değil.


22 Mayıs 2017 Pazartesi

BİRAZ DA SEVDİĞİNİZ ŞEYLERİ YAPIN

     İnsan sevdiği şeyleri yaptıkça enerjisi yükselir. Ne kadar çok enerjin olursa o kadar başarılı ve çekici olursun. Sevdiğin şeylerin ne olduğundan emin değilsen, her gün veya haftada bir kaç gün yeni şeyler dene. Denediklerinin içinde hoşuna giden şeyleri not et. Bir liste oluştuktan sonra her gün bunların bir, ikisini mutlaka yap ki kendini mutlu hisset, enerjin artsın. İşte bir kaç öneri:

1- Bir saat yalnız kalmak veya uyuklamak. (Bazen 15-20 dakika bile yeter.)

2- Deniz, dere, göl kenarında ya da park veya bahçede yürümek, oturmak. Ama yeşilin, mavinin, yani doğanın farkına vararak.


    3- Bir buket taze çiçeği koklamak ya da bakmak veya saksıdaki bir çiçeğe su vermek, onun yapraklarını silmek, ona gülümsemek, onunla konuşmak.

4- Güzel bir film veya dizi izlemek. (Dramlardan kaçın, mümkün olduğu kadar gülebileceğin bir komedi bul). Yanına patlamış mısır ve içecek de alabilirsin.

5- Küvetin varsa köpük veya tuz banyosu yap, yoksa kese yapıp bolca köpükle vücudunu ovala.

6- Masaj, manikür- pedikür, cilt bakımı yap veya yaptır.

7- Sevdiğin birileriyle telefonda sohbet et veya onları ziyarete git.
8- Güzel bir müzik eşliğinde bir şeyler içip ayaklarını uzat ve dinlen ya da kitap oku.

     9- Günlük tutmak, içindekileri boşaltıp stres atmanı sağlar, rahatlarsın. Bazı ülkelerde daha ilk okuldan itibaren çocuklara günlük tutturup bunun alışkanlık olmasını sağlıyorlar. Hiç kimseye söyleyemediklerini günlüğünle paylaş, istersen küfürleri sırala.

10-Bilgisayarda oyun oyna. Kumar değil, Spider Soltaire veya balon patlatmak türü oyunlar.
11-Meditasyon yapmak veya istediğin müziği açıp dans etmek, yani canının istediği gibi sallanmak.

12-Hoşuna gidiyorsa, örgü, dantel ör, takı vb. el işleri yap.

    13-Yeni bir şeyler öğren. Hiç bilmediğin dillerden kelimeler ezberle. Zor diyorsan yabancı film/dizileri orijinal dilinden alt yazıyla 15-20 dakika veya sonuna dek izle. Kulağına çok farklı gelen kelimeleri, bir süre sonra ayırt edebildiğini fark edeceksin. (Çince bile olsa)

14-En sıradan şeyleri özel hale getirebilirsin. Mesela; çok güzel bir porselen tabakta en sevdiğin yemek, şarap kadehinde su, şık bir fincanda çay ya da kahve, şık ve güzel bir sofra örtüsü, tabağının yanında bir dal çiçek veya güzel kokulu bir mum.


    Müzik sesli kapı-telefon- saat sesi, rüzgar çanı veya pencerenin önüne asılmış, güneş vurdukça odayı renk cümbüşüne döndüren bir kaç tane kristal. Vazoda güzel çiçekler, iç açıcı bir tablo, duvarda şık bir ayna, pencere kenarında saksıda çiçek yada yeşillik.( Maydonoz, nane, fesleğen bile olur.)

    15-Bir odaya şıklık katmanın en ucuz ve kolay yolu, vazoya veya saksıya çiçek yerleştirmek ve onunla ilgilenmektir. En iyi durumda olmak için kendini bitkilerle kuşat. Çevreni lüks ve güzelliklerle kuşattıkça (dağınıklık ve fazlalıklardan kurtuldukça) çok daha güzel şeyleri kendinize çekecek ve kendinizi daha mutlu, olumlu, enerjik hissedeceksiniz.

Bunların içinden istediğinizi seçin ve deneyin ya da siz bir liste oluşturun. Zamanım yok demeyin. Zamanı yaratacak olan sizsiniz. Kendiniz için yarım saat bile ayıramıyorsanız, kendinizi nasıl değerli hissedeceksiniz.

Biraz da sevdiğiniz şeyleri yapın ki gününüz güzel geçsin.

13 Mayıs 2017 Cumartesi

DAHA KOLAY UYANMAK İÇİN

    

       Sabah uyandınız, gözünüzü bir türlü açamıyorsunuz. Bir an önce de kalkmanız gerekiyor. İşte size bir kaç öneri:
       



   
       1 - Her iki elinizi omuzlarınızdan boynunuzun önüne doğru kemik üzerine (Köprücük kemiği) koyup öndeki uç noktalarına gelene kadar hareket ettirin. Uç noktalarının 2 parmak aşağısındaki girintileri bulunca, elinizdeki 5 parmağın uçlarını bir araya getirip her iki elinizin parmaklarıyla bu noktalara vurun. Çok değil, 30 saniye sonra gözlerinizin açıldığını ve uyandığınızı fark edeceksiniz.


    2 - Hala uyanamadım diyorsanız  ve gün içinde de kendinizi aşırı yorgun, enerjiniz bitmiş, piliniz tükenmiş hissediyorsanız: Parmaklarınızı göğüs uçlarınıza koyarak aşağıya göğüslerinizin hemen altına gelin. Avuçlarınızı bu bölgelere yerleştirip sertçe vurmaya başlayın. Genelde yarım dakika içinde yataktan kalkmayı başarırsınız. Gün içinde de ara sıra daha bu şekilde vurmaya devam ederseniz,  yorgunluğunuz azalacaktır ve kendinizi yeniden enerjik hissedersiniz.
   

   
3 - Güne başlarken, önde göğüs kafesinizin birleştiği bölgenin üst kısmı, yani göğüs tahtasının üst bölgesi, timüs bezinin olduğu noktaya da avuç içinizle sertçe bir dakika kadar vurursanız, bağışıklık sistemini güçlendirirsiniz. Kahkaha atmak da timüs bezini çalıştırır.
    
Hangisini istiyorsanız onu uygulayın . Tercih sizin.

7 Mayıs 2017 Pazar

BLOG PARTİSİNDEKİ SORULARIN YANITLARI


     Sevgili ANNESİNİN PRENSESİ arkadaşımız harika bir etkinlik düzenlemiş. Ben de böylece ilk etkinliğime katılmış oldum. Şansıma kızımla aynı gruba düştüm. Malum armut ağacından ırak düşmezmiş. Fulya yine benim dibimde.

     Önce aynı grupta olduğum ŞAPŞİK ANNE arkadaşın sorusunu yanıtlayayım.
     Soru: Hangi çizgi filmde ve ne olmak istersiniz?
    Yanıtım: ICE AGE filmi ilk yayınlandığı an, çocuklarım kendilerine birer karakter seçti. Oğlum ''DIEGO'', kızım ''SID''     ( tembelliğine en uygun olanı), babamız ''MAMUT'' u kendine uygun buldu. Bana da ''SİNCAP'' kaldı. Zamanla, diğer serilerinde de sincabı çok  sevdim ve onunla özdeşleştim. Yani, karakter olarak da en sevdiğim ve olmak istediğim ICE AGE' deki ''SİNCAP'' Son filmde mars gezegenini bile halletti, bir palamut yüzünden :)
     FULYA ERDOĞAN'ın sorusuna yanıt vermek benim için en kolayı oldu.
    Soru: Hayat deneyimlerden ibarettir. En tatlı ve en acı deneyiminiz nedir?
     Yanıtım: En tatlı ve harika deneyimim, çocuklarımın doğumu. En acısı da annemin ölümü.

22 Nisan 2017 Cumartesi

100 MİLYAR LİRANIZ OLSAYDI ?

    Hemen herkes yaşamında en az bir kez ''Ah, şöyle bir param olsa, neler yapardım.'' demiştir mutlaka. Ben de '' Milyarderlik Oyunu oynayayım '' dedim. Eğer 100 Miyarım olsaydı, yapacağım 100 şeyi yazmaya karar verdim. İşte bazıları:
1- Gemiyle Akdeniz turu
2- Gemiyle dünya turu yapmak.
3- Dünyadaki bütün ülkeleri gezmek
4- Uzaya, aya gitmek
5- Mars'a gitmek
6- Dönümlerce arazi satın almak
7- Çiftlikler kurmak. Oralarda organik tarımla sebze- meyve yetiştirmek
8- Türkiye'de ve diğer hoşuma giden ülkelerde evler satın almak
9- Yat ve gemiler satın almak
10-Uçaklar satın almak
11- Arabalar satın almak
12-Öğrenci yurtları açmak
13-Duvar boyutunda TV almak
14-Oğluma iş kurmak ve oğlumu evlendirmek
15-Kızıma iş kurmak ve kızımı evlendirmek
16-Torunlarımın olması
.........................................................................................................
    Listem böylece uzayıp gidiyor. Ancak, hayal gücüm çok geniş olmadığından 60 maddede kalmışım. Bu listeyi 8 yıl önce yazmışım. 100 Milyarım olmasa da bazı maddeler kendiliğinden gerçekleşmiş.
    Sizin 100 Milyarınız olsa neler yapardınız? Hemen bir liste oluşturmaya başlayın, en küçük dileğinizden, en saçma ya da imkansız görünen hayalinize kadar 100 şeyi yazın. Sonra bunların içinden en çok olmasını istediğiniz 10 tanesini seçin ve sizin için en önemlisini en başa alıp onu gerçekleştirmeye çalışabilirsiniz. 
    Ölüm döşeğindeyken'' Keşke yapabilseydim'' dediğiniz bunlardan hangileri olurdu? Genelde ,ölüm anında insanların yapmak istedikleri şeyler: Duygularını itiraf etmek, sevdiklerini söylemek, af dilemek, kırgınlık ve küskünlükleri gidermek olurmuş. Sizin öyle bir durumda''Keşke''niz ne olurdu?

21 Nisan 2017 Cuma

KİLO ALMAYANLARIN SIRRI

    Yıllarca her şeyi yediğim halde hiçbir zaman kilolu olamadım. ''Genlerine şükret'' dediğinizi duyar gibiyim. Ailemde kilolu insanlar da var, ama ben alışkanlık haline getirdiğim bir beslenme biçiminden taviz vermiyorum. Herkes gibi hamur tatlılarını (sütlü tatlılardan nefret ederim, süt bile içmem),ekmeği, mantıyı, böreği, pastayı, kuruyemişleri (özellikle ay çekirdeğini) çok severim ve yerim. Nasıl mı kilo almıyorum? İşte uyduğum kurallar:
1- Yemek tabağım, bir çorba kasesi genişliğinde, ama derin değil. Bir tabakla doymazsam 2. tabak yemeği de vicdan azabı çekmeden alabiliyorum, ancak 3. yü asla!
2- Ekmeği çok seviyorum, sadece tam tahıllı veya çavdar ekmeği tüketiyorum. Onlar 2-3 dilimle doymamı sağlıyor. Beyaz ekmeğin bir bütününü yesem bile doygunluk hissetmiyorum. Ekmeği en çok kahvaltıda yerim, diğer öğünler de 2 dilimi geçmem.
3- Yemekte makarna veya pilav varsa, et ya da sebze yemeğini onların üstüne koyup yediğim için ayrıca ekmeğe gerek kalmıyor.
4- Günde 3 öğünle doyamayanlardanım. Onun için kahvaltıyla öğle yemeği arasında meyve suyu içiyorum. Ya da meyve, kurutulmuş  meyve, hiçbirini bulamazsam havuç, salatalık, domates, bunlardan birini yerim. Öğle- akşam yemeği arasında, yani ikindide çayla birlikte leblebi, çekirdek, patlamış mısır, bir dilim kek, bunlar yoksa küçük bir ekmek arası zeytin, peynirli sandviç; akşam yemeğinden sonra acıkırsam sadece meyve , o da yoksa havuç, salatalık yerim.
5- En önemlisi SU. Ben su sevenler grubundanım. Su kilo aldırsaydı, şimdiye kadar 150 Kg filan olmuştum. Günde 2 sürahi (2,5-3 lt) su içerim. Bana ''Size ne ikram edelim'' dediklerinde, cevabım daima ''Su'' dur.
6- Ayda 1-2 kendime mantı, börek yeme izni veriyorum. Aşırıya kaçmadan, her gün kullandığım tabaktan daha büyük bir tabağın dolusu mantı yerim(En sevdiğim yemek, hem de kendim yaparım), ancak asla 2. tabağı yemem.
7- Tatlıları evde yaparsam bir tepsiyi tek başıma mideye indiririm. Onun da çaresi; ayda bir, tatlıcıya gidip istediğim tatlıdan bir porsiyon yerim. Ancak, 2 şeye dikkat etmek gerek. Tatlı yemeye karnınız tokken gidin, açken giderseniz 3-4 porsiyon yersiniz. En iyisi oraya giderken yanınıza Kredi kartı almayın ya da yanınızda yalnız bir porsiyon tatlı için para bulundurun.
8- Benim yemeklerde olmazsa olmazım SALATA. Salataya tuz koymuyorum, yağ, limon veya nar ekşisi çok az döküyorum ve çoğunlukla yemeğe salatayla başlıyorum. Kahvaltıda bile roka, tere, maydanoz, dereotu yerim.
9- Zorunlu olmadıkça dışarda yemek yemekten kaçınıyorum. Kullandıkları yağlar, etler çoğunlukla bana dokunuyor. Salata malzemelerini (yeşillikleri), bizim evde yıkadığımız gibi yıkayan yok. Dahası tüm restaurantlar lezzet artırıcı madde kullanıyorlar ki onların çoğu kanserojen.
10- En zor vazgeçebildiğim şey çaya koyduğum ŞEKERdi. (Sigarayı bırakmaktan bile zor geldi bana)Yapay tatlandırıcıların zararları malum. Çayı çok fazla tükettiğim için önce ıhlamur, adaçayı vb. çaylara ağırlık verdim. Onları şeker yerine balla içtim. Çayımın rengini biraz daha açıp alışana kadar içine karanfil attım. 3-4 ay içinde çayımı şekersiz içebilecek hale geldim. Şimdi çayıma şeker katarsam mide bulantısı bile yapıyor.
11- Bir alışkanlığımda kış aylarında sabah uyanınca, bir su bardağı ılık suyun içine bir tatlı kaşığı bal ve bir çay kaşığı toz zencefil koyup içmek. Havalar ısınınca zencefilin yerine bir tatlı kaşığı elma sirkesi koyuyorum. Sanırım bunlarda kilo almamı engelliyor. Şimdilik aklıma gelen bunlar.
Diyet yapanlar kilo verdiklerini sanırken vücutlarına zarar veriyorlar. Çünkü bir süre sonra verdikleri kiloları fazlasıyla geri alıyorlar. En iyisi beslenme biçimini değiştirmek. 

13 Nisan 2017 Perşembe

STRESTEN KURTULMANIN YOLLARINDAN BİRİ

     Kronik Ters Kutuplaşmanın nedeni stres olduğuna göre, önce ondan kurtulmamız gerek. ''Nasıl kurtulacağız ki?'' dediğinizi duyar gibiyim. TV'yi açsak, haberler moral bozuyor, diziler dram yüklü ağlatıyor. Evdekiler, iştekiler veya okuldakiler sizleri çıldırtıyor. Dışarı adım attığınızda. hele büyük şehirdeyseniz, sizi itip kakan kalabalıklar, trafik, hava kirliliği vb. stres kasırgasının içinde nasıl rahatlarız ki?
    İnternette stresten kurtulmanın pek çok yolu var. Tabi uygulamak için zamanınız yeterliyse. Aslında o yazılanları bir  yaşam tarzı haline getirmek en iyisi. Ama ben burada önceleri bir çalışan, sonra ise bir ev kadını olarak uyguladıklarımı paylaşmak isterim.
    Eve geldiğimizde çoğunlukla yemek ve ev işlerinin peşine düşüyoruz hemen. Önce kendinize sadece 15-20 dakika ayırın, fazla değil. Dalın önce banyoya, girin duşun altına sadece 5 dakika en sevdiğiniz kokulu sabun  veya duş jeliyle baştan aşağı yıkanın(Güzel bir koku ve ses rahatlamada en önemli faktörlerdendir.). Suyu ellerinizle başınızdan aşağı vücudunuzdan ayak uçlarınıza kadar sıyırın. Duş imkanı yoksa, yüzünüzü, kollarınızı dirseklerden parmak uçlarına ve bacaklarınızı dizden ayak parmak uçlarına doğru yıkayın. Bu sizin enerji yollarınızı açacaktır.
    Banyodan doğruca yatağınıza geçip rahatlatıcı bir müzik açın. Bu benim için Musiki Şifa adlı enstrümantal Türk Sanat Müziği, sizin içinse önceden telefonunuza yüklediğiniz klasik müzik, doğa sesleri veya başka bir müzik olabilir. Yatağınızdan gökyüzüne bakma imkanınız varsa mavi gökyüzünde geçip giden bulutları veya dışarda görebileceğiniz yeşil bir ağaç- bitki onu seyredin. Ya da gözlerinizi kapayıp yemyeşil bir ormanda, deniz kenarında, rengarenk çiçeklerden oluşan bir tarlada olduğunuzu hayal edebilirsiniz.
    Sonra mı? Nefesinize odaklanın. Çoğumuz(bende dahil) doğru nefes almayı bilmiyoruz, yani diyafram nefesini. En kolayı sırt üstü yatarken nefes aldığınızda göğsünüzün değil, karnınızın yukarı kalkmasına dikkat edin Bu diyafram nefesidir. Yeni başlayanlar için nefes alırken içinizden 2'ye , nefes verirken 4' e kadar sayın, yani 2-4 formülü. Buna alıştıktan sonra nefes alırken 4'e, verirken 8'e kadar sayabilirsiniz, yani 4-8 formülü. Gerçi bu sayılara çok fazla takılmayın. Önemli olan sakince ve yavaşça nefes alıp vermek. Benim sayın dememin nedeni, o esnada beyninizin başka şeylerle meşgul olmaması için.
     Bu nefes egzersizi sizi beta beyin dalgalarından, yani savaş modundan, alfa beyin dalgasına, yani rahatla moduna indirecek. Sadece 10 dakika, kendinizi rahatlamış hissetmeniz için yetecektir. Hadi bir deneyin. Ne kaybedersiniz ki?

11 Nisan 2017 Salı

KAHKAHA ATALIM MI?

     Bahar yorgunluğundan mı nedir, bir kaç gündür yataktan kalkmakta zorlanıyorum. Sabahın 7'sinde uyandığım halde ne başım kalkıyor yataktan ne de bedenim. Ancak saat 9 da kendimi sürükleyerek kaldırabiliyorum . Her şeyi, sabah kahvaltısını bile zorla yapıyorum. Sanki bedenimin enerjisi tükendi. Balkona çıkıyorum, hava güneşli, ılık; kuşların cıvıltısı bir yandan, portakal bahçelerinden gelen portakal çiçeklerinin güzel kokusunu bir yandan.
      Her şey mükemmel görünse de beni enerjik kılmıyor. Hastalanıyor muyum, yoksa herkesin dilindeki bahar yorgunluğu mu bu? Doktora gitsem yine bir sürü ilaç verecek bana. İçsem de yine hastahanelik olacağım, içmesem de. En iyisi yine alternatif tıbba mı sığınsam? Denemekten zarar gelmez.
      Önce kahkahayı deneyeyim. Malum ''Timüs'' bezini çalıştırıyormuş, o da bağışıklık sistemini. İnsan gülümsese bile öfkesinden, mutsuzluğundan kurtulurmuş. Herhalde kahkaha atmak hastalıktan kurtarır insanı. Halamın meşhur sözüydü ''Bir kahkaha , bir kilo ete bedel'' derdi.
       Hem kahkaha atmak için illaki komik bir şey düşüneceğim veya bulacağım diye bir şey de yok. Sadece ''hah, hah, ha '' diye başladın mı gerisi kendiliğinden geliyor. Daha önce denemişliğim var.
       Bir kaç hafta, günde 5 kez bu yolla kahkaha atıp gülünce, çenemin iki yanındaki yanak sarkması düzelivermişti. O haftalarda kendimi çok daha pozitif ve mutlu hissetmiştim. Gerçi evdekiler              '' Delirmeye mi başladı bu'' der gibi baktılar bir süre, sonra onlarda bana ayak uydurmak zorunda kaldılar, çünkü gülmek de bulaşıcıdır, tıpkı ağlamak gibi.
      Araya bir şeyler girip gülmeyi bırakınca yorgunluklar , hastalıklar ortaya çıkmaya başladı. Hadi, hep beraber gülelim mi? Yorgunluklara, sıkıntılara, negatif düşüncelere inat. Hep beraber''hah,hah,ha'

      
       

7 Nisan 2017 Cuma

YÜRÜRKEN DÜŞÜNMENİN FAYDALARI


    Aklınızdaki soruna bir türlü çözüm bulamıyor musunuz? Çıkın dışarıya yürümeye başlayın, nereye gittiğinizin bir önemi yok, yeter ki yürüyün, kollarınızı sallaya sallaya yürüyün, başınız , sırtınız dik olsun. Kafanızdaki sorunu düşünmeye devam edin, ama yürümeyi bırakmadan, birkaç dakika sonra aklınızda fikir belirmeye başlayacak , ama yetmez. En az 3 farklı çözüm oluşuncaya kadar aklınızda yürümeye devam edin. Fikirler oluştukça durun, bir kağıda not edin (Demek ki yola çıkmadan cebe bir kağıt kalem koymak gerekiyormuş.) veya cep telefonunuza not edin. 3 çözüm yolu bulunca eve dönüş yürüyüşüne geçebilirsiniz. Sorununuza çözüm bulduğunuz için mutlu ve yürüdüğünüz için sağlıklısınız.

    Şimdi gecenin bir vakti sorun aklınıza takıldı, sizi uyutmadı, gecenin köründe dışarı nasıl çıkayım diyenleri duyuyorum. Evinizde mutlaka adım atacak mesafe vardır. Kim demiş evin içinde yürünmez diye, ben yağmurlu, aşırı soğuk veya rüzgarlı havalarda evin içinde yürüyorum. Yeter ki  3-4 adım atacak bir mesafe olsun. 3-4 adımda bir geri dönerek yine yürüyün. Sizi temin ederim insanın aklına 10-15 adım sonra çözümler gelmeye başlıyor. Örneğin ben bu yazıyı 4 adımlık mesafede volta atarken aklıma gelen fikir sayesinde yazıyorum. Denemekten ne çıkar. Haydi yürüyün, sorunlar için, çözümler için, sağlık için , mutluluk için.

    Bu arada kağıdı kalemi baş ucunuzdan eksik etmeyin. İnsanın aklından bir günde 60.000 düşünce geçermiş. Bunların çoğu tekrar olsa da eminim birkaç tanesi sizin sorununuzun çözüm ışığı, sadece siz ışığı henüz fark etmiyorsunuz. İşte yürümek bu ışığı görmenizi sağlayacak. Işığı yakalayın ve sorununuzu çözmek için kullanın. Unutmayın, en az 3 ışık gerek. Bir ışık , çözümsüzlük, 2 ışık kararsızlık, 3 ışık kesin çözüm demektir.
     Bir de kimi insanın aklına iyi fikirler benim gibi sabah saatlerinde gelir. Sabah kalktınız işe gideceksiniz. Ya ulaşım aracınıza binmek için birkaç durak öteye yürüyün ya da iş yerinden birkaç durak önce inin, iş yerine doğru yürüyün. Tabi cebinizde kağıt kalem veya cep telefonunuz. Aklınıza gelenleri not etmek için. ‘’Ben aklımda tutarım.’’ Dediğinizi duyar gibiyim. Gün içindeki meşguliyetler, birinin size seslenmesi, tam aklınıza bir fikir gelmişken veya herhangi bir ses ya da görüntünün dikkatinizi dağıtması bir anda o fikirlerinizdeki orijinalliği unutturur size. Siz benim dediğimi yapın, hemen not edin. Burada tecrübe konuşuyor. En iyi , en orijinal fikir daima aklınıza gelen ilk gelendir. Bu arada unutmayın, bu yürüyüşler size sağlık olarak da geri dönecek. Tabi sağlıklı yiyeceklerle de desteklerseniz.